Beyaz Papatya
Papatya falı baktığımız zamanlardı. Hatta papatya falına inandığımız.
’’Seviyor’’ kalınca son yaprak delice çarpardı kalbimiz. Sanki sevdiğimiz ortadaki sarı göbekten çıkacak da yanağımızdan öpüverecek gibi. Al al olurdu çocuk yanaklarımız.
Son ana kadar , ya ‘’sevmiyor’’ çıkarsa diye saymaya korkarak, dualar ederdik bildiğimizce. İnanmazdık sevmediğine, bir daha bir daha bakardık.
Sevdiğine kanaat getirince taç yapardık bu kez, gelin başımıza. Özenle, sabırla. Kah kraliçe olurduk, kah masal diyarının güzel prensesi.
Uzanıverirdik sonra güneş yüzlü papatyaların arasına. Başımızın üstü mavi. Tıpkı düşlerimiz gibi.
Gün kavuşunca akşama, başımızda taçlarımız, dudağımızda ‘’seviyor-sevmiyor’’ ’’seviyor-sevmiyor’’ , burnumuzun ucu sarı boya, biraz da üşümüş, biraz da mutlu, biraz da çocuk, yürürdük taşlı yoldan evlere doğru.
Güzel günlerdi.
Sevgiyi papatyalarda, huzuru bulutlarda, saflığı duygularımızda bulduğumuz günlerdi.
Belki de bu yüzden hep çok sevdim papatyaları. Hele de beyaz papatyaları.
Ne zaman biri bana ‘’gözlerini kapat ve güzel bir şeyler hayal et ‘’ dese, gözlerimi kapatırım ve kendimi tekrar papatya tarlasında çocukluğumda bulurum.
Ilık, huzurlu, bahar kokulu akşamlarda bana seslendiklerini duyarım...
‘’ İçindeki çocuğu hiç yitirme ‘’
Sevgili dostlarım hayallerimizin hiç bitmemesi dileklerimle… Dünyamdan Sevgilerle…